Jeanne Moreau’nun makyajsız yüzünde ifade bulan duyguların ve Miles Davis’in doğaçlama müziğinin damgasını vurduğu İdam Sehpası, Fransız Yeni Dalgası’nın öncülerinden sayılır.
Jeanne Moreau’nun makyajsız yüzünde ifade bulan duyguların ve Miles Davis’in doğaçlama müziğinin damgasını vurduğu İdam Sehpası, Fransız Yeni Dalgası’nın öncülerinden sayılır.
24. Venedik Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’ne layık görülen, Louis Malle’in en sarsıcı filmlerinden İçimdeki Ateş, varoluşun kırılganlığına dair yalın ama çarpıcı bir ağıttır.
20. yüzyıl sinemasının çığır açan yönetmenlerinden biri olan Ousmane Sembène’nin ilk filmi Kara Kız, zengin bir ailenin evinde çalışmak üzere Senegal’den Fransa’ya gelen Diouana’nın zamanla her açıdan bir hapishaneye dönüşen hayatını konu alıyor.
İşgal altındaki Fransa’da geçen filmde, yatılı okulda okuyan iki çocuğun kurduğu dostluğun masumiyeti, İkinci Dünya Savaşı’nın acımasızlığının hayatlarına sızmasını engelleyemez; merak, kıskançlık ve korku onulmaz yaralar açar.
Güçlü ve şiirsel görsel anlatımıyla iktidarın ürettiği şiddetin en mahrem anlara kadar nasıl sızdığını gösteren film, 1988 Cannes Film Festivali’nde takdirle karşılanmış; ancak kendi ülkesinde ilk gösteriminin ardından yasaklanmıştır.
Yaratıcı sinema dili, baş döndüren kurgu anlayışı ve renk efektleriyle yetişkinler dünyasının absürdlüğünü bir çocuğun gözünden hicveden film, 10 yaşındaki zıpır ve hazırcevap Zazie’nin Paris’teki uçarı amcasına yaptığı hafta sonu ziyaretini anlatır.
Film, askeri diktatörlük ve polis şiddeti nedeniyle yozlaşmış bir sistemin gölgesinde kalmış São Paulo’nun yeraltı dünyasında hayatta kalmaya çalışan evsiz çocukların ve sokak çetelerinin hikayesini oldukça sert ve gerçekçi bir bakışla gözler önüne seriyor