Bugüne kadar onlarca filmde, dizide ve skeçte yüzlerce karaktere hayat verdiler. Ama şimdi sahne onların! Kendi hikayelerini anlatacaklar... Üstelik bugüne kadar kimseye anlatmadıkları, en ‘gerzek’ ama bir o kadar gerçek anılarını canlandıracaklar.
Bugüne kadar onlarca filmde, dizide ve skeçte yüzlerce karaktere hayat verdiler. Ama şimdi sahne onların! Kendi hikayelerini anlatacaklar... Üstelik bugüne kadar kimseye anlatmadıkları, en ‘gerzek’ ama bir o kadar gerçek anılarını canlandıracaklar.
Yalnız ruhlar. Kırgın kalpler. Umudu can çekişenler. Yaşama tutunmaya çalışanlar. Bir ev partisi akşamında bir araya gelirler. Etraf açılmamış onlarca kutu ile doludur. Her biri açmaya korktuğumuz sırlar gibidir.
Kendi zamanı için alabildiğine cesur ve cüretkâr bir ressam... Oğlu açlık grevindeyken hiç düşünmeden, zamanın şartlarına, baskılarına aldırmadan, Galata köprüsü üzerinde eylem yapma cesaretini gösteren güçlü bir kadın, bir anne, bir aşık...
Kadıköy Belediyesi Gençlik Sanat Merkezi Tiyatro Topluluğu
Ücretsiz olan etkinlik için rezervasyon gerekmemektedir. Katılımcıların etkinlik saatinden 15 dakika önce salonda hazır bulunmaları yeterlidir.
Şairler Mezarlığı yeni, özgün ve yaratıcı bir yaklaşımı benimseyerek, iki ruhun; biriktirilmiş hatıraların, unutulamayanların, damakta iz bırakmış tatların ve hiç yaşanamamış hayatların, ‘şiirler’ sayesinde bir araya gelme öyküsünü anlatıyor.
“Sevgi bir tutkal… Bir bakışla kalbimize, bir dokunuşla bedenimize, bir sarılışla bütün bir benliğimize yapışır” sözünden yola çıkan oyunumuz, “Sevgisizliğin sonu yalnızlık” diye biterken; sevginin insan için vazgeçilmez bir kavram olduğunun altını çiziyor
Macbeth'in ölümünden sonra başlayan oyun, Macbeth’in hikayesini hiçbir şeye inanmayan ve her şeyle dalga geçen zamanın ötesinden iki çamaşırcı kadının gözünden anlatıyor.
Çocukluğundan beri ayrılmamış üç arkadaş, biri mahallenin kasabı, biri muhasebeci, biri de profesör olmuş üç kafadar... İçlerinden biri kanser olunca, öldükten sonra yakılmak ister ve farklı olana yaşam hakkı vermeyen düzenle karşı karşıya gelirler.
Biraz senden biraz benden aslında her evden birer hikaye. Büyük evlere sığamamış, küçük evlerden taşmış, yasaklarla azalmış, neşesine sığındıkça çoğalmış bir kadın: Nazlı. Neşeli bir trajedi az biraz da Trakya esintili.
Hiçbirimize dünyaya gelirken “bu oyunu oynamak ister misin?” sorusunu sormadılar, evet. Oyunun bitmesini bekleyenler, senaryoyu beğenmeyenler, senariste şükredenler/reddedenler, yan karakterlere fazla anlam yükleyenler, başrolleri geç fark edenler...
Restoranın en dip, en ıslak, en gürültülü yerinde; yemek artıklarının, kirli tabakların, buharın ve sabunun arasında hayatta kalmaya çalışan üç kadının hikayesi.
Bulaşıkçılar, görünmeyenleri görünür kılıyor.
Salim, Adana’da ailesi ile yaşarken, İstanbul’a amcasının yanına gönderilir. Amcasının kebapçı dükkânında çalışırken, şahit oldukları onu geri dönüşü olmayan bir yola sürükler.