Köyden şehre göç eden kalabalık bir ailenin şehirle mücadelesini, ailenin en küçük kızı Dirmit'in gözünden dinliyoruz. Sıkıştıkları tek odalı evde, şehre tutunma mücadelesinde hepsi kendilerince bir yol tutturuyor.
Köyden şehre göç eden kalabalık bir ailenin şehirle mücadelesini, ailenin en küçük kızı Dirmit'in gözünden dinliyoruz. Sıkıştıkları tek odalı evde, şehre tutunma mücadelesinde hepsi kendilerince bir yol tutturuyor.
"Bir bakışla kalbimize, bir dokunuşla bedenimize, bir sarılışla bütün bir benliğimize yapışır” sözünden yola çıkan oyunumuz, “Sevgisizliğin sonu yalnızlık” diye biterken; sevginin insan için vazgeçilmez bir kavram olduğunun altını çiziyor.
Biri evden üretiyor evden çıkamıyor, diğeri sanat için arzusu doğrultusunda her şeyin peşinden koşuyor. Güzel bir evlilik, güzel imkanlar, her şey güzel…
Ama eksik olan bir şey var. Nasıl daha iyiye ulaşabilecekler?
Tesadüfen bir düğün salonunda karşılaşan eski karı-koca, Leyla ve Sami... Yıllar sonra, birbirlerini bambaşka bir halde bulurlar: biri damat, diğeri düğün organizatörü.
John Buchan, romanını çalışmak üzere Pera Palas Oteli'ne yerleşir. Fakat katıldığı Feshane şenliklerinde cinai bir vakanın baş zanlısına dönüşeceğinden, zaptiyeler, casuslar ve jurnalciler tarafından Anadolu’nun bağrına dek kovalanacağından bihaberdir.
İktidarı destekleyen bir adam ile muhalefeti destekleyen bir kadının ilişkisi tüm komik ayrıntıları ile sahnede.
Garip bir iş ilanı Yavuz ve Yasemin’i buluşturur. Yavuz ilanı verendir, Yasemin ise ilana başvuran. Başvuran kişi, hangi işe başvurduğunu dahi bilmemektedir, zaten bu işi kapmanın tek bir yolu vardır: işin ne olduğunu tahmin etmek…
Ne güzel değil mi sessizlik?
İnsan hiçbir şey yapmayınca ne güzel oluyor...
Her şey susuyor, her şey duruyor...
Ben de bekliyorum…
Kabuk değiştirmeyi, vurmayı!
Gerçek bir Muhammed Ali gibi vurabilmeyi bekliyorum.
Avukat Bülent, Mısır’da yaşayan zengin halasından para alabilmek için çeşitli yalanlara başvurur. Hala evlilik baskısı yapınca işler karışır. Bülent’in arkadaşı halanın gönderdiği elbiseyi giyince hala çıkagelir ve onu gelini sanır.
Haley McGee’nin huzurevlerinden, mistisizmden ve mezarlık ziyaretlerinden ilham alarak yazdığı oyun, hayattayken rotamızı değiştirmek için karşımıza çıkan sayısız fırsatla bizi yüzleştiriyor.
Müzeyyen Senar'ın gençliği ve yaşlılığı aynı anda sahnede karşılıklı rakı içmektedirler; birbirlerine anılarını anlatır, eski eşlerinin, müzisyen arkadaşlarının dedikodularını yapar, şarkılar söyler, seyirciye kah keyifli, kah hüzünlü anlar yaşatırlar.
Uzun yıllar Haldun Dormen süpervizörlüğünde sahnelenen, Melda Gür ve Barbaros Uzunöner’in rol aldığı mizah dozu yüksek ödüllü komedi sahnede.