Reka Kolektif’in yeni oyunu Jonas’la Evlenmek’te, İsveçli Jonas’la evlenerek Türkiye’den ayrılmak isteyen gençlerin katıldığı bir evlilik yarışmasında gelişen olaylara tanık oluyoruz.
Reka Kolektif’in yeni oyunu Jonas’la Evlenmek’te, İsveçli Jonas’la evlenerek Türkiye’den ayrılmak isteyen gençlerin katıldığı bir evlilik yarışmasında gelişen olaylara tanık oluyoruz.
Khôra oyunu, bu dünyanın ve özellikle bu coğrafyanın sanatçıları olarak güncel meseleleri ve reel politiği, bireysel ve sanatçı sorunlarını da odağa alarak, “biz şimdi bu koşullar altında nerede duruyoruz?” sorusunu sormaya çalışmaktadır.
1900’lerin başında, gaz lambalarının aydınlattığı Beyoğlu sokaklarında geleneksel ile modernite arasında bir yaşam hayal edin. Doğu ile Batı burada yan yana yürür.
Yaşamaya değer bir sebep bulamayan annesinin hastaneye kaldırıldığını öğrenen çocuğun, ona bir hediye olarak yazdığı bu liste, zaman içinde yaşam algısını değiştiren bambaşka bir şeye dönüşür.
Yaşamaya değer bir sebep bulamayan annesinin hastaneye kaldırıldığını öğrenen çocuğun, ona bir hediye olarak yazdığı bu liste, zaman içinde yaşam algısını değiştiren bambaşka bir şeye dönüşür.
Birini sevmek, onu her zaman, her koşulda seveceğin anlamına gelmiyor. Hatta bazen bunu yapmak o kadar zorlaşıyor ki… Ama birini gerçekten seviyorsan, üstesinden geliyorsun. Bir şekilde bir yolunu bulup atlatıyorsun ve bu seni daha iyi biri yapıyor.
Birini sevmek, onu her zaman, her koşulda seveceğin anlamına gelmiyor. Hatta bazen bunu yapmak o kadar zorlaşıyor ki… Ama birini gerçekten seviyorsan, üstesinden geliyorsun. Bir şekilde bir yolunu bulup atlatıyorsun ve bu seni daha iyi biri yapıyor.
Birini sevmek, onu her zaman, her koşulda seveceğin anlamına gelmiyor. Hatta bazen bunu yapmak o kadar zorlaşıyor ki… Ama birini gerçekten seviyorsan, üstesinden geliyorsun. Bir şekilde bir yolunu bulup atlatıyorsun ve bu seni daha iyi biri yapıyor.
İklim krizinin ilk günleri! İstanbul’dayız! Büyüyen açlık ve kıtlığa eşlik eden büyük bir isyan!... Bildiğimiz dünya elimizden kayıp giderken, biz kimin elini tutacak, kimlerle yan yana yürüyeceğiz?...
Konservatuvarı terk ettikten sonra para kazanmak için çeşitli işlere girişen ancak bir türlü dikiş tutturamayan Nuh, yakın arkadaşı İbrahim Kurban’ın buluşuyla kendisini hiç beklemediği olaylar silsilesinin içinde bulur.
Bir pavyonda tuvaletçilik yapan Ayten, kurulduğu makamında birer birer anlatıyor; buraya nasıl "düştüğünden", onu terk eden kocasından, kederinden, hevesinden, çok sevdiği pavyonda çalışan diğer ahbaplarından, ama en çok da öfkesinden…
Kübra, Ankara’da bir yuvada büyümüş, sihirbazlıkla tanışmış, evlatlık verilmiş. Büyücü, hokkabaz dense de o ısrarla Gözbağcı olmak istemiş. Bazen gülmüşler ona, bazen kızmışlar, bazen acımışlar, ama en çok da anlamamış, dışlamışlar.