Pulitzer Drama Ödüllü oyun "Çok Küçük Bir İhtimalin Hikayesi" bireysel yalnızlığın içinden geçen kırılgan hayatlara, küçük bir olasılık da olsa yeniden başlama cesaretini fısıldıyor ve seyirciyi bu duygunun ortağı olmaya çağırıyor.
Pulitzer Drama Ödüllü oyun "Çok Küçük Bir İhtimalin Hikayesi" bireysel yalnızlığın içinden geçen kırılgan hayatlara, küçük bir olasılık da olsa yeniden başlama cesaretini fısıldıyor ve seyirciyi bu duygunun ortağı olmaya çağırıyor.
Kate, Sam ve Pete küçük bir kasabada sıkışmışlardır. Sam küçük kardeşiyle yeni bir hayat kurmaya çabalarken Pete’in tek amacı baba olmaktır. Kate ise sadece ufkun arkasında ne olduğunu merak eder.
Büyük bir teknoloji şirketinde çalışan Şirin, geçirdiği bir sinir krizi nedeniyle işten uzaklaştırılır. İşine dönebilmek için bir terapistin kapısını çalmak zorunda kalır.
Yaşar Kemal’in Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca adlı romanından Arzu Gamze Kılınç’ın uyarladığı Filler Ve Karıncalar, sahneye taşınan güçlü bir anti-emperyalist manifesto.
“Yeryüzünün bütün karıncaları birleşince…”
New York'ta bir Katolik okulunda, değişim rüzgârları kurumların duvarlarını zorlarken, okul müdiresi Rahibe Agnes'ın keskin bakışları; karizmatik, reformcu Peder Flynn'in davranışlarına odaklanır.
“Şarkıları dinlerken hikayeleri gördüm, her hikayede beni buldum. Kendimin okulu oldum duyduğum her ezgide. Her ağacın bir adı varmış, her insanın bir şarkısı.” (Gomidas)
Birini sevmek, onu her zaman, her koşulda seveceğin anlamına gelmiyor. Hatta bazen bunu yapmak o kadar zorlaşıyor ki… Ama birini gerçekten seviyorsan, üstesinden geliyorsun. Bir şekilde bir yolunu bulup atlatıyorsun ve bu seni daha iyi biri yapıyor.
Birini sevmek, onu her zaman, her koşulda seveceğin anlamına gelmiyor. Hatta bazen bunu yapmak o kadar zorlaşıyor ki… Ama birini gerçekten seviyorsan, üstesinden geliyorsun. Bir şekilde bir yolunu bulup atlatıyorsun ve bu seni daha iyi biri yapıyor.
Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf’un esere kaynaklık eden konuşmasını yaptığı günün 98. yılında, 26 Ekim 2026’da yeniden sahnede.
21 Ocak 1929’da Tatavla’da ne olmuştu? Bakkal Yanni’nin rakı sevdasından mı olmuştu olan, yoksa Terkos donmuştu da su mu yoktu? 500 ahşap ev yanmıştı da kimse ölmemiş miydi?
İklim krizinin ilk günleri! İstanbul’dayız! Büyüyen açlık ve kıtlığa eşlik eden büyük bir isyan!... Bildiğimiz dünya elimizden kayıp giderken, biz kimin elini tutacak, kimlerle yan yana yürüyeceğiz?...
Yıldız, beş kişilik bir ailede yaşayan bir muhabbet kuşu. Limonlu salatalığı, Bilge’yle tuvalette kitap okumayı, Serap’ın Hamdi’ye bağırmasını, Ela ağlayınca omzuna konmayı ve Ece’nin mor ayakkabılarının içine saklanmayı çok seviyor.